Hedef: Tarihi Bir Kulübe Avrupa Kupası

Paylaş
 

1973 yılında kurulan ve tarihi bir dokuya sahip olan Dostluk Spor Kulübü’nde Sportif Koordinatör Davut Güngör, çıtayı en tepeye koydu. Kariyeri boyunca, görev aldığı Süper Lig ve TKBL takımlarında sayısız başarıya imza atan genç çalıştırıcı, edindiği deneyimleri A Takım’ın vizyonuna empoze etmek için, ekibi ile birlikte kolları sıvadı. Davut Güngör’ün hedefi, 5 sene içerisinde kulübe Avrupa’dan kupa getirmek!

Kariyerinizde daha önce Galatasaray, İstanbul Üniversitesi, Fenerbahçe, TED Ankara Kolejliler gibi önemli camia deneyimleri var. Okuyucularımıza kısaca kendinizden ve kariyerinizden bahseder misiniz?

1977 Kars doğumluyum. Marmara Üniversitesi Beden Eğitimi Spor Yüksek Okulu, ardından Anadolu Üniversitesi Spor İşletmeciliği okudum. Eğitim için geldiğim İstanbul’da Galatasaray’da basketbol oynamaya başladım. Ardından Darüşşafaka, Bakırköy Spor, Yeşilyurt gibi kulüplerde oynadıktan sonra, o dönem yöneticimiz ve abimiz Ata Ünal, “Oğlum gel sen antrenör ol, oyunculuğu bırak” diyerek beni Galatasaray’da antrenörlüğe başlattı. Bir süre erkek takımlarda çalıştıktan sonra Bakırköy Spor’da antrenörlük yapmaya başladım. İlk yıllarım olmasına karşın Bakırköy Spor, Türkiye şampiyonluğu yaşadı. Beni en çok motive eden ve işime bağlayan dönemlerdi. Ardından yeniden Galatasaray’da kadın takımlarında, sonra İstanbul Üniversitesi (7 yıl) ve Fenerbahçe’de antrenörlük yaptım ve çalıştığım her kulüpte hem milli sporcular yetişti hem de her sezon Türkiye finali yada şampiyonluk yaşadım.

İstanbul dışına ilk çıkışımda, Kayseri Panküp TED Koleji’ne gittim. Anadolu’da bir basketbol şehri yaratma hevesindeydim. Hem A Takım’da asistan hem de altyapı antrenörlüğü ve sorumlusu oldum. Şu anda Kayseri AGÜ’de oynayan Esra Ural ve ekibini oluşturduk. 7 aylık müthiş çalışma sonucu, Kayseri tarihinin altyapılarda en büyük başarısı olan Türkiye 2.’liği yaşadık. Müthiş oyuncular, müthiş başarıdır bence. Kayseri’de bir basketbol kültürü yarattığımıza inanıyorum. Kayseri’den TED Ankara Koleji’ne hem okul takımları hem altyapı hem de A takım antrenörlüğü görevine başladım. Rahmetli Mustafa Erkoç’un başlattığı, basketbolda ekol olan TED Ankara Kolejliler yeniden canlandı ve hem A takımla üst lige çıktık hem okul takımları ve altyapılar çok başarılı oldu. TED Ankara Koleji ve Kolejliler Spor Kulübü için çok güzel yeniden doğuş yaşadık. Özellikle Önder Bülbüloğlu’nun özverili çalışması, sahiplenmesi ve Sunullah Salırlı’nın özverili destekleri ile yeniden kalıcı bir yapılanmaya, kolejde aslan yürekli, çalışkan, derslerinde başarılı olan ve bence ülkemizdeki genç sporculara örnek teşkil edecek çok iyi sporcularla çalıştım. Benim için her daim özlemle anacağım bir ortam olduğunu söyleyebilirim.

Geçen sezon Mersin Üniversitesi takımı ile Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi’nde çok düşük bir bütçe ile flaş sonuçlar elde ettiniz. Bir önce ki sene de, yine kısıtlı bir bütçe ile 6’lı finallerde boy göstermiştiniz. Yönettiğiniz takımlara önce hangi anlayışı aşılıyorsunuz?

Ankara’dan Mersin Üniversitesi’ne gidişim, Prof. Dr. Gürol Emekdaş ile anlaşarak oldu. İlk kez takım oluşturmak ve profesyonel yapıya geçmek istiyorlardı. Sezon başlamasına çok az süre kala oluşturmaya çalıştığımız A takım için şehrimizden genç sporcu adayları sonra da Beşiktaş’tan Şeyma Kutun ve bir Amerikalı sporcu (Susan Marie Lester) transfer ederek A takım yapılanmasını oluşturduk. Çok genç sporculardan (yıldız takım yaşı olan) oluşturulan takım, play-off oynama başarısı göstererek, aynı zamanda altyapılarda şampiyonluk yaşadı. O sezon, Milli Takım’a 3 tane sporcu gönderme gururunu yaşadık. Tam bir aile ortamı yaratan yönetimimizin yarattığı müthiş sinerji ile başarılar yaşamamızın en büyük etkeni olduğunu düşünüyorum.

2. sezon sportif organizasyonların sorumluluğunu alarak yönetim kurulu üyelerimizin özverili ve azimli çalışmaları ile birlikte müthiş bir sportif organizasyon oluşturduk. A takım için bugün Mersin şehrinde önderlik yapan sporculardan oluşan genç ve gelecek vadeden sporculardan oluşan bir takım kurduk. 4 yıllık Mersin Üniversitesi geçmişimizde hem üniversite spor kulübü yönetiminin ciddi çalışması hem de şehrimize önderlik yapacak bir yapılanma, bunları besleyen yoğun çalışmalarımızla yine başarılarımızda en büyük etken olan yarattığımız güzel sinerji ile düşük bütçeler ile her yıl play-off oynayan ve Final 6 oynama başarısı gösteren bir takım yarattık. Mersin Üniversitesi’nde yıkılması güç bir altyapı, spor okulları oluşturuldu. A takım’a gelen genç sporcular kendilerini geliştirecekleri bir ortam yakalıyor iyi çalışıyor ve hem kendileri hem kulübümüz adına başarı yakalayıp bir sonraki sezonlarda Süper lige yada iyi bütçeler ile başka takımlara gidiyor olmaları bizleri mutlu eden en büyük faktörlerden biriydi. Tabii ki Mersin Doğa Koleji öğretmeni Mustafa Demir’in emeklerini, Galatasaray antrenörleri ve Efe Güven’in destekleri, yadsınamayacak kadar önemliydi. 2. sezon takıma katılan Gizem Kumandanoğlu ve 3. sezon katılan Nurcan Başaran ise hem okulda okuyor hem de okulun kulübünde oynama rahatlığını yaşıyorlardı. MEÜSK’te oynayan sporcular gerçekten çok değerli sporculardı özellikle Şeyma, Kumandan (Gizem) ve Nurcan kulübün en büyük değerleridir ki halen 2 tanesi o takımın başarısı için mücadele ediyorlar. Altyapımızdan yetişen Zeynep Zilan Şahin, Betül Güleç ve Dilara Kekik gibi değerler kazandırmanın gururunu yaşarken, bu sporcuların ilk kez uçağa biniyor olmalarında yaşadıkları heyecan, ilk kez İstanbul’a geldiklerinde yaşadıkları heyecan, vapura binerek bu denli güzel heyecanları yaşamaları ise yaratılan güzel sosyal sorumluluk projesidir.

Bugün Mersin’de bu kadar kulüp olmasında önderlik eden kulübün MEÜSK olduğuna inanıyorum çünkü yeni oluşumların hepsi, burada bizlerle çalıştı ve bu katkıyı da yapmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Şimdi bu çıtayı yükseltmek için önemli çalışmalar yapan Mezitli Belediyesi Başkanı Neşet Tarhan ve Başkan Yardımcısı Ertan Güner ile Sportif Koordinatör Oğuzhan Karayiğit ile benim başlattığım sportif organizasyonlar, yakın zamanda meyvelerini verecektir. Şu an bu çalışmaları yürüten Mersin’deki bence önemli basketbol adamlarından olan, bizlere de ağabeylik yapan ve Mersin Üniversitesi ile çalışmaktan onur duyduğum İnanç Güraslan ile daha da önemli işler yapılacağı inancındayım.

Sorunun özetine gelince çalışmayı seven, hedefi olan, akıllı sporcular ile çalıştık ve bütçelerin değil, doğru çalışmanın başarıyı getireceğine inanarak çalıştığımız için her yıl başarılı olan, Milli takımlara sporcu yetiştiren bir kulüp yaratmanın eseridir.

Uzun bir antrenörlük kariyeriniz var ve elbette bu süreçte pek çok oyuncu ile çalıştınız. Sezon başında kadro kurarken, ne gibi kriterleri göz önünde bulunduruyorsunuz?

Potansiyeli olan, çalışmayı seven, kendisine yatırım yapan algısı yüksek sporcular tercihimiz oluyor. Özellikle genç yaştaki potansiyelli sporcular ile bir süre çalışarak algısı, gelişimi iyi gidiyor, çalışmayı seviyorsa tercih ediyoruz. Benim için oyuncunun kalitesi, algısı, çalışması ve işine emeğine / emeğimize saygı göstermesi çok önemlidir. Eğer bu kriterlerde oyuncu buluyorsak, hem başarıyı yakalamak hem de oyuncunun gelişimine katkı sağlamak kolay oluyor. Sonuçta her yıl olduğu gibi kimsenin düşünmediği oyuncularla büyük başarılar kazanıyoruz.

Bu sezona, köklü bir tarihi olan Dostluk Spor Kulübü’nde başladınız. Okuyucularımıza kısaca kulüpten bahseder misiniz?

Dostluk Spor Kulübü, 1973 yılında kurulmuş Türkiye’nin ilk kadın futbol kulübü olma özelliği taşımaktadır. 1996 yılında Emin Kızılay ve abim Mahmut Güngör’ün kulüp kapanma eşiğindeyken yönetimi almaları ile başlayan serüven, spor okulları ve altyapılara yatırım yaparak devam etti. Kulübümüz, özellikle altyapılarda önemli sporcular yetiştiren, önemli başarılar kazanan bunların yanı sıra, ülkemize önemli antrenörler kazandıran bir kulüptür. Uzun yıllardır her anında olduğum kendi kulübümüzün yurt içi ve yurt dışı kampları, eğitim bursları, ülkemizin en büyük altyapı turnuvasını organize eden (Basketball Performance Cup), engeli sporculara destek veren, bunu da yaşadığı Dünya şampiyonluğu ile taçlandıran, yine çalıştığımız Bakırköy ve Bahçelievler bölgesinde en büyük sosyal sorumluluk projelerini yapan bir kulüp olma özelliği taşımaktadır.

Dostluk Spor, uzun yıllardır bu bölgelerde önemli hizmetler yapmanın yanı sıra, sportif faaliyetlerle de on binlerce gencimizin hayatına dokunmuştur. Dostluk Spor’un bu sezon TKB2L’ye katılma kararı alması ile gelen teklifleri kabul etmeyerek kendi kulübümüzün profesyonel hayata geçişine önderlik yapmak istedim. Onursal Başkanımız Yunus Hacıkerimoğlu’nun da bu yapılanmada katkısı çok büyük olmuştur.

Takım bu sezon Kadınlar Basketbol 2. Ligi’nde mücadele ediyor. Sezon hedefleriniz ve beklentileriniz nedir, biraz da sezonu konuşalım.

Sezona geç başlamanın dezavantajını yaşasak da, kendi kulübümüzde yetişmiş sporculara takviye yaparak çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Lig sürecini sporcularımızın kişisel gelişim için harcadığımızı söyleyebilirim. Play-off’lara kalmayı garantiledik ve bizim için süreç şimdi başlıyor. Öncelikle play-off grubunda ilk 2’ye girerek Final 8’e kalmak ve lige çıkan takımlardan biri olmak istiyoruz. Bunu başaracak hem gücümüz hem kulüp kurumsal yapımız hem de en önemlisi bu başarıları sürdürecek, gelecekte Milli takımlarda oynamaya aday altyapı sporcularımız var.

Dostluk Spor olarak uzun vadeli planlarımız içinde olan süper lige çıkmak ve Avrupa kupalarında oynamak var. Ardından elbetteki bu tarihi kulübe ve bizlerin kariyerine yakışan ve bizleri onurlandıracak en önemli şeylerin başında gelen bayrağımızı en üste çektirmek ve herkese Milli Marşımızı dinletmek. 5 yıl içinde Dostluk Spor, ülkemizi en iyi şekilde temsil edecek hale gelecektir.

Bunları söylerken yalnızca hayallerimizi değil, hayallerimizi gerçekleştirebilecek azmimiz, çalışma ekibim, genç sporcularımız, kulüp yönetimimiz ve bu başarıları kazanacak imkanlarımıza / tesislerimize güvenerek söylüyorum.

Bölgesel lig bu sezon kurulan bir lig ve çok fazla takım mücadele ediyor. Ligde takımları zorlayan etmenler size göre neler oldu?

Açıkçası biz ve Bölgesel Lig’e katılan tüm takımlar sezon başında TKBL’ye katılım yaptık ve federasyonumuzun bizlere çağrısı da buydu. Fakat katılım fazla olunca ve geçen sezon TKB2L’de olan takımların da baskısıyla, 2015-2016 sezonunda KBBL kurulduğunu düşünüyorum. Kötü mü oldu derseniz bence o dönem lige katılan takım sayısı 41’di ve 4 grup yapılabilirdi. Böylelikle lig daha kaliteli olurdu. KBBL olması takım sayısının artması konusunda ise iyi oldu fakat göz ardı edilen şey hem TKBL’de yeterli oyuncu olmaması ve birçok maçın çok farklı bitmesi, KBBL için de yine yetersiz oyuncu sayısından dolayı 40 yaş üstü, basketbolu bırakan eksi sporcuların yeniden basketbola dönmeleri basketbola ne denli katkı sağlıyor sorusu büyük tartışmalara gebe. Çünkü amaç ile yaşananların farklı olduğu kanısındayım. Genç sporculara ve ülke sporuna katkı sağlamaksa amaç, kaliteli maçlar yapılmalı. Lig kalitesi yüksek olmalı diye düşünüyorum.

Sezon başında Federasyon’la görüşmelerde yaşanan sıkıntılar bu yeni geçiş süreçten kaynaklanıyor ve Federasyon olarak kulüplere destek olunacak, ligin kalitesinin artması için çalışmalar yapılacak dendi. Hem Harun Erdenay (başkan) hem yönetim hem de ligler direktörlüğü (Ayhan Özgümüş) zor olan bu geçiş sürecinde gerekli yatırımları ve kulüplere destek olma kısmını yapacaklarına inanıyorum. Çünkü Federasyon ile kulüplerin hedeflerinin ortak olduğu inancındayım. Bu hedefler ise genç sporcuların gelişimi, ülke sporunun kalitesinin artması ve her şehirde takım olması ile Anadolu’daki genç sporcu adaylarının basketbol ile geleceklerine ışık tutulacağı konusunda hemfikiriz. Yaklaşan yeni grup yani TKB2L sürecinde Basketbol Federasyonu ile birlikte kadın basketboluna yatırımların daha da artacağına inanıyorum.

Just Women’s Basketball ailesine kadın basketboluna verdiği destek için ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Kadın basketbolunu yakından takip etmek isteyen genç sporcular ve aileleri için çok etkin bir çalışmanız var. Bunun sürdürülebilir olmasını dilerim.

 

http://jwsbasketball.org/hedef-tarihi-bir-kulube-avrupa-kupasi/

 

 

 

 

 

 

Bu yazı 1611 kere okundu.